top of page

HAKKIMIZDA

Bir toplumun yaşadığı şiddeti, göçü, kaybı — sadece rakamlarla değil, gerçek hikâyeleriyle nasıl anlatabiliriz?
Sahnede Mikrofon

Hikayemiz

Görmediğimiz Yerden Konuşmak:

Capital House’un Bilgi Politikası

Toplumlar en büyük sırlarını resmî törenlerde, manşetlerde ya da parıltılı söylemlerde değil; farkında olmadan sergiledikleri sıradan davranışlarda saklar. Resmî hafıza neyin "tarih" ya da "değer" olduğuna karar verirken, yaşamın asıl gövdesi hep o kararın dışında kalır: Bir mutfağın tıkırtısında, pazar yerindeki bir duraklamada, bir tezgah başındaki pazarlıkta ya da iş ahlakının sessizce yazıldığı o küçük mesai anlarında... Capital House tam olarak bu dışarıda bırakılanın peşindedir: Gözden kaçanı, hafife alınan bir detay olmaktan çıkarıp bilginin merkezine oturtmak.

Çünkü toplumsal gerçeklik iki ayrı dilden konuşur.

Biri kavramın dilidir; geneller, sınar, soğukkanlıdır. Kitapta iyi durur ama tek başına hayata dokunamaz. Diğeri yaşanmışlığın dilidir; sıcaktır, elle tutulur, somuttur. Ancak bir çerçeveye oturmazsa rüzgârda dağılır, bir kuşak sonra unutulur gider. Sosyal bilimlerin kronik hatası, bu iki dili birbirinden yalıtmaktır. Biri akademinin steril koridorlarında kalır, diğeri ise "hoş bir anekdot" sayılarak geçiştirilir. Biz bu ayrımı doğal bir düzen değil, aşılması gereken entelektüel bir kolaycılık olarak görüyoruz.

Bir kürsüde ileri sürülen çetin bir kuramla; sahada, sokakta ya da iş hayatının tam ortasında süzülen bir gözlem aslında aynı olguya işaret eder. Biri diğerini doğrulamadan ikisi de eksiktir. Sahaya inmemiş kuram masa başı bir tahminden, adlandırılmamış tecrübe ise bir hatırattan öteye geçmez. Aradığımız şey, akademinin kavramsal derinliğiyle hayatın canlı malzemesini aynı hizada tutabilen bir yöntemdir.

Bu gözle bakıldığında felsefe, sanat, sosyoloji, siyaset bilimi, tarih, kültür, iş dünyası, gastronomi, psikoloji veya uluslararası ilişkiler birbirine örülmüş duvarlar değildir. Bir insanın gündelik üretiminden, iş yapış biçiminden ve ahlaki tercihlerinden başlayan o çizgi; önce bir toplumun, sonra da dünyanın hikâyesine uzanır. Hepsi aynı yolun farklı birer durağıdır.

Capital House, bir başkentin düşünce evi olarak tam da bu durakların kesişiminde duruyor: Bireyin mikro tecrübesinden evrensel hakikate uzanan o ortak zemini kurarken, dünyadaki başkentleri ve kültürleri birbirine bağlayan entelektüel bir köprü işlevi görüyor.

Akademik çalışmalar çoğu zaman tek bir disiplinin sınırları içinde ilerler. Oysa toplumları anlamak için dil, kültür, medya, kimlik, tarih, uluslararası ilişkiler, göç ve teknoloji gibi alanlar birbirinden ayrı düşünülemez. Bu yüzden farklı disiplinleri ve farklı ülkelerden araştırmacıları bir araya getiren akademik platformlara bugün daha çok ihtiyaç var.

Kaldygul Adilbekova'nın çalışmaları da bu yaklaşımdan doğdu. Uluslararası ilişkiler alanındaki doktorasında söylem, kimlik ve toplumsal meseleler üzerine yoğunlaştı; zamanla bu ilgiyi daha geniş bir araştırma alanına taşıdı. 2020'de kurduğu Violence and Abuse Studies Center, kongreler, yayınlar ve akademik buluşmalarla şiddet, uluslararası göç ve toplumsal deneyim üzerine çalışan akademisyenleri bir araya getiren bir platform olarak başladı.

Zamanla araştırma alanı tek bir konuya bağlı kalmadı: dil, medya, kültür, uluslararası ilişkiler ve farklı coğrafyalar arasındaki etkileşim, çalışmaların doğal bir parçası oldu. Ortak nokta bir konu değil, farklı disiplinlerin aynı toplumsal gerçekliğe farklı sorularla yaklaşabilmesiydi. Bu bakış, dilbilimden medya çalışmalarına, Türk Dünyası'ndan farklı coğrafyaların araştırılmasına uzanan bir alana dönüştü.

Capital House - Başkentin Düşünce Evi, farklı ülkelerden araştırmacıları bu anlayışla bir araya getiriyor, ama yalnızca akademik bir platform olarak kalmıyor. Amaç, bilginin sadece kürsüde değil, hayatın içinde de karşılık bulmasını sağlamak: akademinin ürettiği düşünceyi disiplinin sınırlarından çıkarıp gündelik hayata, sanata, kültüre ve gerçek deneyime karışan bir düşünceye dönüştürmek. Herhangi bir ülke ya da kültürün bakış açısını merkeze almadan, farklı toplumları hem bilimin eleştirel gözüyle hem yaşanmışlığın kendi diliyle incelemek. TDEABP ve Capital Conferences, bu anlayışın farklı alanlardaki uzantıları olarak, bilginin sınırlar arasında ve akademiyle hayat arasında özgürce dolaşabileceği bir alan kurmayı hedefliyor.

Yolculuğumuz

capital organizasyon çatısı
bottom of page